CASPIOIL news

Calendar

Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Ara    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Follow me on Twitter

Değişimlerin Yeni Oluşumlara Olan Etkisi ve ‘’Yeni Kürdistan’’ (Bölüm 1)

Image

Hayatımızda ki yenilikler, icatlar ve oluşumların nedeni bilindiği üzere koşulların, algıların ve durumların süregelen değişimlerinden kaynaklanmaktadır. Herhangi bir konu hakkında değişen algı muhakkak beraberinde zamanla koşulları değiştirerek yeni bir oluşuma neden olmaktadır. Toplum ve toplumu yöneten kişi ve kurumlar zamana, konuya ve koşullara göre sürekli değişmekle beraber yeni oluşumları teşkil etmektedirler.

Bahsetmek istediğim konu aslında çok basit ve anlaşılır gibi gözükse de kendine has bir karmaşıklık ve kırılganlık içerisinde her kesim tarafından farklı beklentilerle bir değişime uğramaktadır. Konu ise çok yeni ve sıcak olan Kürt nüfusunun ağırlıkta oluşturduğu ve 4 ülkeyi kapsayan bir ‘’Kürdistan’’ bölgesidir. Iran, Irak, Suriye ve tabi ki en fazla Kürt nüfusunun bulunduğu ülke Türkiye Cumhuriyeti.

Yazımın başında da belirttiğim gibi her kesimin farklı beklentileri olsa da zaman, algı ve koşullar durumu değiştirerek yeni bir kalıba sokmaktadır. Ne kadar oluşuma karşı konulup engellenmeye kalkışılsa da koşullar değiştikçe engelleri beraberinde kaldırarak su yatağını bulduğu gibi ‘’Oluşum’’ kendi yatağını bularak şekillenecektir.

Ortadoğu’nun Ortası

Bundan çok fazla değil 25-30 sene evvel bölgenin durumu hakkında çok kısa olarak hatırlayalım. Türkiye başta olmak üzere Irak, Iran ve Suriye’de yaşayan Kürt nüfusu dile getirmek bir yana hakkında bile konuşulmaz, yazı ve makaleler çıkmaz, uluslar arası boyutlarda ne tartışılır ne de bahsedilirdi.

Ortadoğu’nun tam ortasında bulunan bu bölge son dönemlerde dünyanın belki bir numaralı konusu haline gelmesinde ki sebep nedir acaba? Ne oldu da Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti, Iran, Rusya ve Avrupa Birliği ülkeleri kendileri nazarında neredeyse en önemli inisiyatif almaya başladılar? Neden her ülke veya siyasi/ticari birlikler kendilerine has bir beklentileri gerçekleştirmek üzere siyaset yürütmektedirler?

Hayatımızdaki Enerjinin Önemi

Sebebi hayatımızın devamlılığını sürdürmemize yardımcı olan Enerji yataklarının bolluğudur. Her üretim safhasında enerji girdisinin bulunması siyaseti daha da önemli kılmaktadır. Çünkü pazarda rekabetçi olmayı sağlamak için ürünün, çıktının veya hizmetin kalite bakımından aynı veya yakın olmakla beraber daha ucuza sunmaktır. Daha ucuz çıktı için ise en temel unsur girdinin ucuzluluğundan geçmektedir. Enerjiyi daha ucuza mal eden çıktıyı da daha ucuza üretebilme şansına sahiptir. Buda pazardaki rakipleri geride bırakmaya fırsat vermektedir. Bir diğer sebep ise temelinde enerjiden yoksun olan bir toplumun varlığını sürdürebilmesi imkansız hale gelmektedir.

En basit örnek ile pekiştirmek gerekirse son aylarda Ukrayna’da yaşanan siyasi krizin nedeni. Rusya’nın kış aylarında Ukrayna’ya borcunu bahane ederek gaz vermeme tehdidinde bulunarak Yanukoviç hükümetinin AB ile gümrük müzakerelerinde vazgeçirmesidir. Soğuk kış şartlarından ısınmaktan yoksun kalabilecek olan halk sadece siyasi bir değişime değil ayrıca bir çok yan değişime de yol açabilir. Böyle ihtimalleri hiçbir hükümet göze alabilecek bir tavır sergileyemez.

Demek oluyor ki Enerji hayatımıza birkaç asır önceye göre giderek artan bir öneme sahip olmaktadır. Hızlı bir şekilde katlanarak tek önemli konu olma yolunda koşulları değiştirerek ilerlemektedir. Değişen koşullar ise beraberinde yeni oluşumlara gebe kalmaktadır.

Bir sonraki yazımızda Ortadoğu’nun Ortasını ne gibi Oluşumlar beklemekte olduğunu ve bu oluşumların nelerle sonuçlanacağını müzakere edeceğiz.

Rustam Magamat / InterContinental Trading Group

Reklamlar

Debates on Mediterranean Shore Natural Gas Field

Mediterranean Oil and Gas plc has announced that it will acquire the 10 per cent interest in the Malta offshore area 4, currently held by Leni Gas and Oil Investments.

MOG said it will be acquiring the area through its subsidiary Phoenicia Energy.

The acquisition is conditional upon the receipt of approval from the Maltese resources minister.

“The acquisition of Lenigas’s 10 per cent interest in Malta Offshore Area 4 PSC will elevate the company’s working interest to 100 per cent. We believe this will help to facilitate the current farm-out process in respect of the licence, which we aim to complete prior to Q4, 2012, and will enable us to more effectively pursue the further exploration of the licence with the drill bit,” CEO Bill Higgs said.

Phoenicia will assume liability for LGOI’s residual costs arising under the Joint Operating Agreement with the acquisition of 3D seismic data in 2011 estimated to be of the order of USD20,000. The carrying value of the interest is £1.9 million which will now be written off.

Neil Ritson, LGO Chief Executive, commented: “LGO has decided as a result of its own technical assessment of the project to divest, at no further cost, its interest in the Malta venture which is both non-core and non-strategic to LGO’s onshore oil development mission. This divestment will allow us to avoid any further expenditure on Malta and to focus our management and cash resources on our core business of production growth in Trinidad.”

maltatoday.com.mt

 

New Regulations starts with BASEL III.

ImageNew Regulations: FROM 28TH AUGUST 2013

WARNING: If a Fraudulent FCO or LOI is issued, the Issuer will be held liable and will be referred to the FBI, ICC, SEC , CIA And INTERPOL for investigation and prosecution. 

 

Please be aware that from Midnight last night under the new Basel 3 banking laws for the top 100 world banks as issued by the Central Bank Europe, USA Federal Reserve, Bank of England, all in relation to Oil/Sugar/ Rubber/Certain Hard Woods etc.

All banks are now operating this new law, NO INSTRUMENTS CAN BE ISSUED UNTIL FULL AND PROPER VERIFICATION OF PRODUCT HAS BEEN PROVIDED BY THE SELLER, WHO MUST BE THE LEGITIMATE TITLE HOLDER AND MUST BE APPROVED BY THE BUYERS BANK.

This is in response to the International convention on INTERNATIONAL COMMODITY FRAUD in the above areas. Banks have 3 months to become FULLY COMPLIANT with the new regulations, should a bank fail to recognize the new legislation then the consequences are a fine of up to $10,000,000 (usd).

1) All offers NOW received by a buyer, its Directors/Mandates/Operational staff shall and will be REJECTED, that does not have fully verifiable POP in the form of Tank Receipts/ FULL SGS report and not just the back page. This will also include in the buying procedure the ability to perform a FULL DIP TEST on the product for bank verification.

2) Any offer received or presented that requires a NCNDA/IMFPA ahead of any POP shall and will be REJECTED

3) It is the responsibility of the receiver on behalf of a buyer to make sure that the offer fits the operating procedures of the buyer, THERE WILL BE NO EXCEPTIONS TO THIS PROCEDURE.

Türkiye için enerji borsası kurulmalı

fatih birol 3823

 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Fatih Birol, enerji borsasının İstanbul’da kurulması gerektiğini belirterek, “Türkiye için enerji borsası referans fiyatların belirlenmesi, rekabetin oluşması ve şeffaflığın artması gibi önemli kazanımlar sağlayacak ” dedi.

Birol, enerji borsasının Türkiye’de özellikle de İstanbul’da kurulması gerektiğini belirterek, enerji borsasının Türkiye’ye çok büyük katkısının olacağını söyledi.

Birol, enerji borsasının Türkiye’nin enerji yatırımları için ciddi bir kaldıraç vazifesi göreceğini vurgulayarak, Türkiye’nin yaklaşık 45 bin megavat yeni enerji üretmesi gerektiğini söyledi.

Mevcut olan 65 bin megavatla Türkiye’nin 2023′te 100 bin megavata ulaşarak, enerji konusunda Avrupa’da ilk 5′e gireceğini ifade eden Birol, şöyle konuştu:

“Bunun için yatırımlara ihtiyaç var. Her yıl 10 milyar dolara yakın yatırım yapılması gerekiyor. Bu yatırımlarda özel sektörün önemli bir rol oynaması gerekiyor. Bunun için de bankalardan kredi almak çok önemli. Enerji borsası en önemli faydası yatırımlar konusunda bir fikir vermesidir. Referans bir fiyat oluşturacak. Bu da projelerin finansmanı kolaylaştıracak ve yatırımların gelmesini sağlayacak. Enerji borsası aynı zamanda rekabeti artırarak elektriği daha ucuz kullanmaya neden olacak. Ayrıca piyasalardaki şeffaflığı artıracak. Yani referans fiyatların belirlenmesi, rekabetin ve şeffaflığın artması önemli kazanımlardır.”

“Enerji konusunda atılacak adımlar Türkiye ekonomisinin kaderini belirleyecek”

Birol, bölgedeki ülkelerin de elektrik konusunda önemli yatırımlar yapmak zorunda olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye’deki enerji borsası belli bir olgunluk kazandığı zaman çevredeki ülkeler de bu borsanın ortağı olabilirler. Mesela Irak’ta 10 yıl için 40 bin megavatlık elektrik santrali kurulmak zorunda. İlerde daha bir çok ülke bu borsaya dahil olabilir. Bu bakımdan enerji borsasının son derece önemli bir adım olduğunu düşünüyorum” dedi.

Enerji ithalatında son dönemde yaşanan düşüşe de değinen Birol, “Bu durum, Türkiye’nin ekonomisindeki büyümenin yavaşlaması ve Avrupa’nın ekonomik anlamda zor günlerden geçmesi ve petrol fiyatlarında nispi bir düşüş olmasından kaynaklanıyor. Türkiye ekonomisi normal büyüme hızına geçtiği zaman önümüzdeki 5-6 yıl içinde 65-70 milyar dolarlık bir enerji faturası olacağını düşünüyorum. Bu enerji faturası da Türkiye için ciddi bir baş ağrısı olacak, eğer bu konuda önlemler almazsak. Türkiye’nin enerji konusunda atacağı adımlar Türkiye ekonomisinin kaderini ciddi olarak belirleyecek” diye konuştu.

“Türkiye’nin nükleerde daha ciddi adımlar atmasını bekliyorum”

Birol, Türkiye’nin nükleer enerji konusunda çok geç adım attığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Türkiye ve bir çok ülkenin ekonomik kaderini enerji maliyetleri belirleyecek. Nükleer enerjiden elde edilecek elektrik birim fiyatı uzun dönemde diğer alternatiflere göre daha ucuz. Türkiye’nin kendi ürettiği bir elektrik olacak. Türkiye’deki enerji çeşitliliğinin artması özellikle doğal gaza olan bağımlığının azaltılması konusunda Türkiye’nin nükleerde daha ciddi adımlar atmasını bekliyorum. Türkiye’deki toplam elektrik üretiminin yüzde 15-20′sinin uzun vadede nükleerden gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Nükleer konusunda Türkiye’nin yaptığı anlaşmalar son derece doğru. 3′üncü nükleer santralin kurulması Türkiye’nin arz güvenliği açısından elzemdir.”

Enerji yatırımları konusunda kamunun da önemli teşvikler vermesi gerektiğini dile getiren Birol, “Hidroelektrik santrallerinin potansiyelinin tamamının kullanılması gerekir. Bunun kullanılmaması Türkiye’ye vurulacak bir darbedir. Rüzgar ve güneş enerjisinde çok büyük potansiyelimiz var ama burada fizibilitesi olan projelere öncelik vermemiz lazım. İspanya su enerjisine verdiği destekte çok büyük kesinti yaptı. Çünkü astarı yüzünden pahalıya geldi. Hükümetin bütçesinde kara delikler oluştu. O yüzden hangi projenin desteklendiği çok önemli” şeklinde konuştu.

“Dünya 100 doların üzerindeki petrolle yaşamak zorunda”

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Fatih Birol, son 5 yılda petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyrettiğini belirterek, “Dünya 100 doların üzerindeki petrolle yaşamak zorunda. Petrol fiyatlarının ciddi şekilde aşağı düşeceğini beklemek iyimserlik olur” dedi.

Birol, Brent ve WTI petrolleri arasındaki farkın kapanmasına ilişkin, iki ürünün fiyatlarının uzun dönemde birbirine yakın olarak gideceğini düşündüğünü belirterek, son 5 yılda petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyrettiğini, dünyanın 100 doların üzerindeki petrolle yaşamak zorunda bulunduğunu ve petrol fiyatlarının ciddi şekilde aşağı düşeceğini beklemenin iyimserlik olacağını kaydetti.

Irak merkezi yönetimi ve Kuzey Irak yerel yönetimi arasındaki anlaşmazlıklarda Türkiye’nin arabulucu olup olmayacağına ilişkin soruya Birol, ABD ve Irak’ın ciddi petrol üretimi artışının olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Irak, geleceğin Suudi Arabistan’ı olmaya aday bir ülke. Irak önümüzdeki 20 yıl içerisinde dünya petrol üretiminin artışının yarısı Irak’tan gelecek. Önemli olan Irak’ta petrolün olması değil, petrol üretim maliyetinin son derece düşük olmasıdır. Mesela Kutup Bölgesi’nde çok fazla petrol var ama çok yüksek petrol fiyatlarına gerek var. Ama Irak’ta 4-5 dolara bir varil petrolü üretmek mümkündür. Irak’ın önündeki en büyük engel Erbil ile Bağdat arasındaki anlaşmazlıktır. Kuzey Irak’ta Türk şirketleri çok başarılı çalışmalar yapıyor ama ben Türkiye’nin Kuzey Irak’ın ötesinde Güney ve merkezi Irak’ta da enerji konusunda önemli inisiyatifler yapması gerektiğini düşünüyorum. Irak bizim komşumuz, Irak’ın büyümesi Türkiye’nin sadece enerji konusunda değil Türkiye’nin bütün ekonomisi açısından önemli. Tahminlerimize göre, Irak son derece ortalama bir üretim artışı gösterse bile 20 sene sonra Irak’ın GSMH’sı, şu andaki Suudi Arabistan’ın GSMH’sına eşit olacak.”

Birol, Türkiye’nin yanı başında bir Suudi Arabistan’ın önemli olduğunu anlatarak, “Bu da Türkiye’nin bütün sektörleri açısından önemli. Irak, Türkiye için hayati öneme haiz. Türkiye açısından üç önemli ülke seçmem gerekirse bu ülkeler; Irak, Irak ve Irak” diye konuştu.

Türkiye’nin enerji terminali haline gelmesi

Türkiye’nin enerji açısından bakıldığında jeolojik olarak fakir ama coğrafya olarak zengin bir yerde olduğunu aktaran Birol, “Türkiye’nin çevre ülkelerine bakıldığında dünyadaki petrol rezervlerinin yüzde 70′inin bu ülkelerde bulunuyor. Türkiye’nin Kuzey Irak, Azerbaycan ve diğer ülkelerden gelecek petrol ve doğalgaz boru hatlarıyla enerji terminaline dönmesi işten bile değil” dedi.

Birol, TAP ve TANAP projelerinin ne kadar tarihi öneme haiz olduğunun tam olarak kavranmadığına dikkati çekerek, bu projelerin ilk defa Rusya dışından Türkiye üzerinden Avrupa’ya gazın gitmesi demek olduğunu, TANAP ve TAP’ın Türkiye’nin stratejik önemini artıracağını kaydetti.

TANAP ve TAP’ın Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik ve siyasi ilişkilerine farklı bir boyut katacağını vurgulayan Birol, TANAP, TAP ve Nabucco Batı projesine ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üretici ülkeler açısından gaz rezervleri konusunda çok bir sorun yok. Avrupa’daki gaz talebi ne kadar olacak? Bizim tahminlerimize göre Avrupa’nın krizden önceki gaz talebine ancak 15 yıl sonra tekrar dönebilecek. Avrupa’da sonsuz bir talep yok. Türkiye açısından bakıldığında TANAP artı TAP ile Türkiye tarihi bir şans yakalamıştır o da Avrupa’ya alternatif gaz getiren tek boru hattının geçeceği ülke olmasıdır. Stratejik öneminin hala kavranmadığını düşünüyorum.”

“2020′den sonra yeni bir Çin geliyor”

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Fatih Birol, Türkiye’de kaya gazı rezervlerinin mevcut olmasının evlerde gazın kullanılabileceği anlamına gelmediğini ve bu konuda çok ciddi çalışmalar yapılması gerektiğini belirterek, “Türkiye’de kaya gazında 2020 yılına kadar çok ciddi bir üretim artışı beklemiyorum” dedi.

Birol, Irak ve Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz yataklarının Türkiye’nin önünde orta ve uzun vadeli imkanlar olduğunu kaydederek, İsrail’de de ciddi anlamda doğal gaz yatakları bulunduğunun altını çizdi.

Gaz miktarının İsrail’in kendi kullanacağından çok daha fazla olacağını ve İsrail hükümeti’nin bu gazı yakın zaman önce ihraç etme kararı aldığını aktaran Birol, bunun nasıl ihraç edileceğinin önemli bir konu olduğunu vurguladı. İsrail gazı boru hatlarının Türkiye’nin üzerinden geçmesinin başka bir opsiyon olduğunu anlatan Birol, Türkiye’nin dış poltikasıyla enerji politikasının uyumlu çalışmasının enerji terminaline dönmesine olumlu boyutlar getirebileceğinin altını çizdi.

Kaya gazının dünyadaki denklemlerin hepsini değiştireceğini 2009 yılında tahmin ettiğini anımsatan Birol, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şu anda doğalgaz denildiğinde akla gelen ilk ülkelerden biri Katar. ABD’deki kaya gazı üretimi artışı son 4 yılda 250 bsm (milyar kübik metre). Bu demek oluyor ki ABD 4 yılda, 2 Katar kadar üretim artışı yaptı. ABD’deki mevcut artışa, konvansiyonel gaza 2 Katar daha eklendi. Kaya gazının dünya gündemine girmesi 1970′lerdeki nükleer enerji kadar önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişim. Bu dünyadaki ülkelerin ekonomik rekabeti açısından son derece önemli ve yeni bir boyut getirdi. Şu anda Avrupa’da ki doğalgaz fiyatları ABD’de ki doğalgaz fiyatlarından 5 misli daha pahalı. Doğalgaz fiyatı ABD’de 3,5 dolar civarında, Avrupa’da ise 15 dolar civarında. Ben başka hiç bir emtia bilmiyorum ki arasında 5 misli yani yüzde 500 fark olsun. Bu ABD ekonomisine son derece önemli avantaj sağlıyor.

Hammaddenin ucuzluğu rakiplerine karşı avantaj sağlıyor. Avrupalı petro-kimya endüstrisi ABD’ye göç ediyor, çünkü hammaddeyi pahalıya malettiği için rekabet etmesi son derece zor. Bu bakımdan enerji fiyatlarının önümüzdeki yıllara baktığımızda bu makasın ciddi olarak azalabileceğini düşünmek son derece imkansız. Ufak tefek değişiklikler olsa bile makas böyle kalacak. Bu durum kaya gazının dünya ekonomik düzeninde kartları yeniden karıştıracak bir gelişme oldıuğunu bize gösteriyor. Ben Avrupa’da imalat sektörünün ciddi darbeler alacağını ve bu kaya gazı konusunda ABD’nin Avrupa’ya ve Japonya’ya karşı önemli avantajlar elde ettiğini düşünüyorum.”

Birol, Türkiye’de ciddi oranda kaya gazı rezervi olduğunu ve Türkiye’nin 15 yıllık tüketime yetecek rezervlere sahip olduğuna dikkati çekti. Kaya gazı rezervlerinin mevcut olmasının evlerde gazın kullanılabileceği anlamına gelmediğini ve bu konuda çok ciddi çalışmalar yapılması gerektiğinin altının çizen Birol, kuyuların açılması için bu konuda kanuni ve teknolojik gelişmelere ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

“Türkiye’de kaya gazında 2020 yılına kadar çok ciddi bir üretim artışı beklemiyorum”

“Türkiye’de kaya gazında 2020 yılına kadar çok ciddi bir üretim artışı beklemiyorum” diyen Birol, ABD’nin ve Kanada’nın, Türkiye’de kaya gazının artmasıyla ciddi anlamda gaz ihraç edeceğini söyledi. Kaya gazından faydalanabilmek için Türkiye’nin alt yapı ve kanuni mevzuatlarını düzenlemesi gerektiğini hatırlatan Birol, “Türkiye kendi evinde kaya gazı araştıracak ve kaya gazının dünya pazarına getirdiği rahatlıktan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) yoluyla faydalanmak için LNG terminalleri konusundaki mevzuatları geliştirmeli” diye konuştu.

Kaya gazı dışında ileriye dönük yeni kaynaklar açısından ABD’de aynı tekniklerle üretilen hafif petrol olduğunu anlatan Birol, ABD petrol üretiminin bu yeni kaynakla birlikte ciddi şekilde arttığını söyledi.

ABD’nin 5 yıl içinde Suudi Arabistan ve Rusya’yı geçerek dünyanın en büyük petrol üreticisi haline geleceğini öngördüklerini belirten Birol, “Bu da tabii ki şu anki mevcut büyük petrol üreticileri için önemli bir şok. ABD şuan dünyanın en büyük petrol ithalatçısı ve birçok petrol üreticisi ve ihracatçısı ülke petrollerini ABD’ye satmak üzere projeler kurmuşken ABD bir anda artık o petrole ihtiyaç duymayacak. Bu bakımdan ABD’deki bu gelişme dünya petrol piyasalarını ciddi oranda etkileyecek. Dünya petrol ticaretinin ağırlık merkezi doğuya doğru kayacak. ABD artık enerji konusunda yavaş yavaş kendi yağıyla kavrulmaya başlayacak ve Orta Doğu’da ki petrolün gideceği neredeyse tek adres Asya olacak” diye konuştu.

ABD’de de yaşanmasını beklenen bu gelişmelerin petrol fiyatlarını yukarı doğru çekmese de bir fren görevi üstleneceğini aktaran Birol, “Irak’ta bir varil petrol üretmenin maliyeti 5 dolarken ABD’de hafif petrol üretiminin maliyeti 80 dolar. Yani fiyatlar 80 doların üstünde olmalı ki oradaki üretim devam etsin. Bu bakımdan ABD’de ki petrol üretimi artışının fiyatları uzun vadede aşağı düşürmesini beklemiyorum ancak yukarı doğru gitmesini engelleyecek önemli bir faktör olarak görüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de 65-70 milyar dolara varan enerji maliyetlerinin cari açık için “migren” durumuna geldiğini vurgulayan Fatih Birol, bu durumun enflasyonu koordine edebilecek bir faktör olduğunu söyledi. Birol, bir soru üzerine, Merkez Bankası’nın geçen hafta yıl sonu enflasyon verilerini revizesindeki petrol fiyatlarını 107 dolar olarak baz almasının iyi bir seçim olduğunu ifade etti.

“2020′den sonra yeni bir Çin geliyor”

“Çin’deki büyüme yüzde 7′lerin altına düşerse bu sadece enerjiyi değil, dünya ekonomisini de son derece etkileyecek bir gösterge” diyen Birol, bu büyümenin bile dünya enerji talebini artıracağını ve petrol fiyatlarının uzun dönemde ciddi anlamda aşağı düşmesini beklemediğini söyledi.

Hindistan’ın büyüme potansiyeliyle enerji talebini etkileyeceğine dikkati çeken Birol, Hindistan’ın 2020′den sonra dünya ekonomisin yeni “Çin”i olacağını savundu.

Türkiye’nin enerji faturasının cari açığa yansımalarını da değerlendiren Birol, şöyle konuştu:

“Dünyada enerji fiyatını etkileyen ve enerji fiyatlarından etkilenenler olmak üzere iki grup ülke var. Türkiye, enerji fiyatlarını etkileyen değil fiyatlardan etkilenen bir ülke. Yani bizim enerji fiyatlarını belirleme şansımız yok. Bu sene Türkiye’nin 60 milyar dolara yakın bir enerji faturası olacağını düşünüyorum. Mümkün olduğu kadar enerji ithalatını azaltmak ve enerjiyi verimli kullanmak lazım. Bu konuda Türkiye önemli çalışmalar yapıyor ve bu da cari açık rakamlarını aşağı çekecektir. Ancak Türkiye’de önümüzdeki yıllarda cari açığın esas kısmının enerjiden oluşacağı bence açık ve net”

Yenilenebilir enerji alanında Türkiye’nin öncelikle potansiyelin yüksek olduğu hidrolik ve jeotermal alanındaki projelere önem vermesi gerektiğinin altını çizen Birol, bu projelerin ekonomiklik ve fizibilite açısından en maksimum şekilde kullanılması gerektiğini kaydetti.

The World’s Biggest Oil Companies

 

What springs to mind when you think of the World’s Biggest Oil Companies?BP probably, because these days you couldn’t get BP out of your head if you tried. ExxonMobil , definitely, because for so many years before the Deepwater Horizon blowout Exxon was (rightly or wrongly) the embodiment of Big Oil.

Yet you might be surprised that in a list of the top 10 oil producers, none of the other usual suspects made the cut. Publicly traded giants like Royal Dutch Shell , Chevron , ConocoPhillips and Total may be Big Oil, but they are not Biggest Oil.

That moniker goes to the state-owned national oil companies, NOCs for short, that sit on 77% of the world’s oil–accumulations so big they make even Exxon’s 12 billion barrels of proven oil reserves look meager.

Slide Show: The World’s Biggest Oil Companies

The biggest by far is Saudi Aramco, with the ability to pump 12.5 million bpd and boasting more than 260 billion barrels of proven reserves, much of it easily recovered for less than $3 per barrel. Aramco doesn’t venture outside its borders; it doesn’t need to. But there are other breeds of NOCs, like China’s trio of CNPC, Cnooc and Sinopec that actively reach out to buy assets around the globe, and have already been named as eager acquirers of BP assets.

In the wake of BP’s oil spill, it’s worth thinking about the differences between Big Oil and Biggest Oil. Ironically, in as much as the spill hurts the publicly traded international oil companies with deepwater prospects in the gulf, it helps many of the NOCs.

How? First, every barrel of oil not pulled out of the U.S. deepwater is one more barrel of market share (and profits) for OPEC–which has dialed back its output since the boom times a couple years ago.

Second, drillers have already been scared out of the Gulf of Mexico, by the post-spill moratorium and the realization that drilling there will be more costly and complicated. Once these big deepwater rigs have left, it will be years before they return. That is good news for NOCs like Angola’s Sonangol (1.8 million bpd gross), India’s ONGC (550,000 bpd) and Brazil’s Petrobras (1.9 million bpd), which have promising deepwater prospects they would like to see developed.

Third–and most interesting to us–with a wounded BP looking around for billions in assets it can sell to cover its spill bills, some NOCs are already circling the carcass looking for tasty morsels to acquire.

On July 7 BP Chief Executive Tony Hayward visited the crown prince of Abu Dhabi to talk about a possible investment. Days earlier came the news that Libya and Kuwait were thinking of buying slugs of BP stock. The NOCs of Abu Dhabi and Kuwait each control roughly 100 billion barrels of reserves. Libya’s NOC has contracted BP to drill offshore.

Discussions have been hot and heavy with China’s Cnooc, named in early July as likely to pay $9 billion for BP’s 60% stake in Argentinian outfit Pan-American Energy. Cnooc’s big brother CNPC is BP’s partner in redeveloping Iraq’s Rumaila field.

Then there’s Russia. BP Chief Executive Tony Hayward met with Russia’s energy minister, Igor Sechin, in late June. BP has already borrowed $2 billion against its 1.4% stake in Russia’s state-controlled Rosneft, and might be looking for buyers for part of its 50% stake in privately owned Russian oil giant TNK-BP.

The Kremlin-controlled Gazprom has also shown interest in BP’s 25% stake in the Shah Deniz natural gas field in Azerbaijan–though Hayward on July 6 assured the Azeri state oil company Socar that BP was dedicated to sticking around.

At this point there’s little telling what BP will end up selling and to whom. Charley Maxwell, long-time oil analyst at Weeden & Co. thinks BP should take this opportunity to shed nearly all of its North American and European assets–especially big fields like Alaska’s Prudeau Bay and in the U.K.’s North Sea that are well past their peak output and in markets with declining gasoline demand.

BP could get in good with a vital growth partner by selling some of those assets to China’s Cnooc. The smallest of China’s three NOCs (after CNPC and Sinopec) has been looking for a way to gain entry to the U.S. market ever since the politically charged failure of its 2004 bid for Unocal. It would welcome the chance to pick up U.S. deepwater stakes. Could the U.S. trust the Chinese to not have a deepwater blowout of their own? After BP’s blowout Cnooc announced it would upgrade the blowout preventers on all its deepwater rigs.

After settling oil spill liabilities, BP should reinvest what’s left in markets with ramping oil demand, like Asia and India, says Maxwell. “Even if the Macondo spill never occurred they should give up on Europe,” he says. “It’s hard to see petroleum demand growth in Europe ever again.” Thus, BP has good incentive to sell older assets to NOCs that could grease BP’s future investment.

Even among NOCs there are haves and have nots. Cnooc, backed by China’s horde of dollars, can afford whatever is politically feasible to buy. Mexico’s Pemex, on the other hand, would be an ideal buyer of some deepwater stakes, but is too cash-strapped to consider it. In recent years Pemex has suffered the precipitous decline of its mighty Cantarell offshore megafield. Though its 3.9 million bpd of production still ranks it just below Iran in output, Pemex’ revenues support the Mexican government, leaving scant cash for new investment in Mexico’s own deepwater prospects.

Kenneth Medlock, oil scholar at Rice University’s Baker Institute, says acquiring smaller, non-operating stakes in some of BP’s deepwater projects could give Pemex much needed experience that it could someday use in its own fields. It could also pave the way for BP to someday enter Mexico under contract with Pemex.

All of this talk of national oil companies leads to the question: Should the U.S. have one? And if it did, how big would it be relative to those OPEC giants? In the weeks after the Deepwater Horizon exploded some political observers, like former Clinton administration Secretary of Labor Robert Reich, suggested that President Obama should move to nationalize BP’s U.S. operations as collateral for the debt it owes America. That would have, in effect, created America’s own national oil company.

BP’s subsequent $20 billion escrow fund kowtow removed any pressure for nationalization. But given the president’s proclivities, it would wouldn’t seem that far fetched if his reorganization of the Minerals Management Service into separate divisions eventually included the creation of a federal entity that directed the development of federally owned oil and gas acreage rather than just leasing it and collecting royalties.

How big? Well the U.S. already produces more than 8 million barrels of oil a day, trailing only Saudi Arabia and Russia in output. A report released earlier this year by the National Association of Regulatory Utility Commissioners and conducted by Science Applications International Corp. (SAIC) finds that federally owned lands and waters probably hold more than 2,000 trillion cubic feet of natural gas and 229 billion barrels of oil. If proved out, that could be more oil than any nation but Saudi Arabia.

Though the feds already control General Motors, A.I.G., Fannie Mae andFreddie Mac , those companies already have more-or-less capable managers in place. It would be a nightmare to put novice bureaucrats in charge of a new U.S. National Oil Company. A better alternative that might be politically palatable when the next oil price spike comes: Open more easily drillable federal lands to oil exploration but at higher rates than the one-sixth royalty currently charged.

In this, the U.S. can take some lessons from the likes of the National Oil Company of Libya, where in some fields Occidental Petroleum and Marathon Oil are happy to keep 5 out of every 100 barrels they produce. Terms like that are why the future of the industry belongs to Biggest Oil.

Chris Helman

Ortadoğu’nun 50 Güçlü Petrol Oyuncusu

Petrol ve petrokimya ticaretinde küresel oyuncu olan Bayegan A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi Rüya Bayegan, 2010 yılında 50′nci sıradan girdiği “Ortadoğu’nun 50 Güçlü Petrol Oyuncusu”listesinde yükselişini sürdürüyor. 2011′deki performansıyla 36′ncı sıraya yükselen Rüya Bayegan, 2012′de 19′uncu sırada yer almayı başardı. Petrol ve mamulleri sektörünün ünlü dergilerden olan ve Dubai’de yayınlanan Petrochemicals’ın değerlendirilmesinde Bayegan, Türkiye’den tek isim oldu.

BAZEN ALICI, BAZEN SATICI

Dışarıya satacak petrolü olmayan ülkemizden diğer ülkelere petrol ve petrokimya ürünleri satıyor. Yaptığı iş alıcıyla satıcıyı buluşturmak; dünyadaki petrol ve petrokimya ürünlerinin fiyatlarını, arz ve talep eğilimlerini takip etmek. Bayegan, bazen işlere aracılık yapıyor; bazen de kendi adına alıp, satıyor.

23 ÜLKEDE OFİSİ VAR

Bayegan Grup’un dünyanın 23 önemli finans merkezinde iletişim ofisi var. Bu ofislerde birer, ikişer kişi çalışıyor. Yurtdışı ofislerin amacı, müşterilerle ilişkiyi sürdürmek ve fiyat oynamalarından haberdar olmak. Grup’un yurtdışındaki ofisleri dahil yaklaşık toplam 150 çalışanı bulunuyor. Bayegan Grup’un yıllık cirosu bir çok ürünün fiyatına ve miktarına göre değişmekle birlikte, birkaç milyar doları buluyor. Bayegan, petrol ve petrokimya ürünlerinin üretildiği ülkelerde ve genellikle de Ortadoğu da çalışıyor. Petrol ve petrokimya üyelerine ilaveten kıymetli metal ve diğer hammaddelerin ticaretini de yapıyor; Türkiye’deki petrokimya ürünlerinin %10′unu pazarlıyor.

Birçok önemli petrol otoritesini, milyarderleri, şeyh, prens ve CEO’yu geride bırakıp, 19′uncu olarak listeye girmeyi başaran Rüya Bayegan, yıl boyunca, iş bağlantılarının yanı sıra katıldığı seminer, forum ile fuarlardaki söylemleri ve aldığı ödüllerle sektörde söz sahibi olmayı sürdürdü. Petrochemicals Dergisi, Rüya Bayegan ile ilgili şu yorumu yaptı: ”Rüya Bayegan, işinde son derece hırslı bir kadın. 19′uncu sıraya yükselme başarısı, sadece iş hacmini genişletme isteğinden değil, petrokimya ihracatlarında Türkiye’yi yeni hedef yapmak için de çok emek sarf etmesiyle geldi.”

LAFTA BIRAKMAZ

Rüya Bayegan’ın ‘Çin, kendi petrokimya endüstrisini geliştirirken ve ilerde kendi kendine yetebilecek durumdayken, Türk petrokimya ithalatçıları da aynı oranda büyümeli. Bu nedenle ben GCC üreticilerini ülkemize gelmeleri ve yatırım yapmaları konusunda cesaretlendirdim, sonuçta pazar burada”sözlerini hatırlatan dergi, Bayegan’ı sözlerini lafta bırakmayan biri olarak tanımladı.

SIRALAMANIN ZİRVESİNDE ARAMCO VAR

PETROC-HEMICALS Dergisi’nin, “Bu profilde yer alan karar vericiler, bölgede petrokimya imparatorlukları kurarak ve Ortadoğu’nun hızla global petrol merkez üssüne dönüşmesine yardımcı olarak mükemmel bir iş çıkarıyorlar”diyerek tanıttığı listenin ilk sırasında Suudi Aramco’nun Başkanı ve CEO’su Khalid Al Falih yer alıyor. İkinci sırada ise Sabic’in CEO’su Mohamed H.Al-Mady bulunuyor. Üçüncü sıranın sahibi ise Sadara Chemical Company’nin CEO’su Ziad Al-Labban oldu. Listede Ahmed Al-Ohali ve Mutlaq Al Morished gibi petrodolar milyarderleri yer alıyor.

What is the Bakken Formation?

 

 

The Bakken Formation is one of the largest contiguous deposits of oil and natural gas in the United States. It is an interbedded sequence of black shale, siltstone and sandstone that underlies large areas of northwestern North Dakota, northeastern Montana, southern Saskatchewan and southwestern Manitoba.

Bakken Formation Map

Bakken Formation Map

The Bakken Formation underlies large areas of northwestern North Dakota, northeastern Montana, southern Saskatchewan and southwestern Manitoba. The green area on this map shows the approximate extent of the Bakken oil play.

The Bakken was deposited within the Williston Basin and is Late Devonian to Early Mississippian in age. The Bakken Formation consists of a lower shale member, a middle sandstone member and an upper shale member. The shales are organic-rich and of marine origin. They are rich source rocks for oil and natural gas. All three members of the Bakken Formation have been known to yield oil and natural gas.

Just a few years ago in 2007, the Bakken was considered a marginal to submarginal resource because the oil and natural gas are are locked in a rock formation with a low permeability. However, advances in drilling and recovery technology such as horizontal drilling and hydrofracturing have transformed the Bakken into a prolific oil and natural gas producer.

Since then the Bakken has propelled North Dakota oil production to record levels, moving the state to the position of #2 oil producer in the United States. The only state that produces more crude oil is Texas.

The Bakken Formation has also given a major boost to the North Dakota economy and reduced unemployment in the state to very low levels. The Bakken resources is expected to be productive for decades and make a major contribution to the energy independence of the United States.

Bakken Drilling

Bakken Formation Drilling

Advances in drilling and well stimulation made the Bakken Formation a viable oil and gas resource. Horizontal drilling enables wells to have a much longer “pay zone” than a traditional vertical well. Hydraulic fracturing produces porosity in the rock unit that facilitates movement of oil or gas to the well. Together, these methods allow a single well to drain a much larger volume of rock and more efficiently recover the oil and gas resource.

The USGS Assessment for the Bakken Formation estimated mean undiscovered volumes of 3.65 billion barrels of oil, 1.85 trillion cubic feet of associated / dissolved natural gas, and 148 million barrels of natural gas liquids in the United States portion of the Bakken Formation. These resources are contained within both conventional and unconventional reservoirs. The Bakken Formation in Canada contains additional resources and has been called one of the largest oil fields in Canada.

In early 2008 only a few wells had been drilled into the Bakken and its viability as a resource was uncertain. However, by the end of 2012, thousands of successful wells made it one of the most important crude oil sources in the history of North America.

Throughout history, most great oil and gas fields have been discovered. The Bakken Formation was unlocked through innovation.